gokhan.erbakan.sitemynet.com

* GİRİŞ
*GEYİK MESAJLARI
*MSN BÖLÜMÜ MSN RESİMLERİ NİCK YAZILARI
*DOSLARIN RESİMLERİ
YAPIM AŞAMASIN DA SAYFA...
*ANİMASYONLAR
*KARİKATÜRLER
*MOTORSİKLET YARISLARI
*WEP SİTELERİ SİZLERİÇİN SEÇİLDİ
*BİLMECELER
*YEMEK TARİFLERİ
*KOMİK YAZILAR
*FIKRALARR
*AŞK ŞİİRLERİ & GÜZEL SÖZLER*
*EYLENDİRİN SAYFA**
*GÜZEL SÖZLER
*DUVAR YAZILARI
*MASA ÜSTÜ RESİMLERİ PCNİ RENKLENDİR
**ŞARKI SÖZLERİ SANATCI RESİMLERİ
*OYUN HİYLELERİ

*FIKRALARR


DELİ FIKRALARI

BENDE BU KAFA VARKEN
Delinin birisi hastaneden taburcu olacakmış ve son muayene için baş hekim gelir. Deliye sorar :
-Elin nerede?
Deli gösterir.
-Bacağın nerede?
Deli yine gösterir.
-Burnun nerde?
Deli yine gösterir.
Baş hekim doktorlara :
-Bırakın emrini verir ve çıkar. Hekim çıktıktan sonra deli göbeğini gösterir ve :
-Bende bu kafa varken tabi salıverirsiniz, der.




BEŞ VAR
İki deli arasında konuşma :
-Saat kaç?
-Beş var
-Kaça beş var?
-Bilmiyorum, akrebini kaybettim.




BİR KEDİ DAHA
Akıl hastanesinden kaçan iki deli, karşıdan gelen bekçiyi görünce iri gövdeli bir çınarın arkasına saklandılar. Bekçi, onların ayak seslerini işitmişti. Sordu :
-Kim o?
İçlerinden biri kedi gibi miyavladı. Bu başarılı miyavlamadan sonra bekçi yürüyüp gidiyordu ki, delilerin ayakları altındaki yapraklar hışırdadı. Bekçi geri dönüp yine seslendi :
-Kim var orada? İkinci deli cevap verdi :
-Bir kedi daha.




BİZ YILLARDIR BAKIYORUZ
Akıl hastanesine yeni atanan müdür hastaneyi dolaşmaya karar vermiş. Dolaşırken hastanesinin dışarıya bakan duvarının dibinde bir grup akıl hastasının tek sıra olup duvardaki bir delikten baktıklarını görmüş. Merak içinde yanlarına giderek :
-Yahu hepiniz toplanmış burada ne yapıyorsunuz.
-Hiçbir şey yapmıyoruz sadece bu delikten dışarı bakıyoruz...
Bunun üzerine müdür hastaları kenara iterek :
-Durun birde ben bakayım, demiş ve delikten dışarıya doğru bakmış. Birde ne görsün delik kapalı ve hiçbir şey görünmüyor. Hiddetle akıl hastalarına dönerek :
-Yahu, demiş, Ben baktım bu delikten dışarı bir şey görünmüyor peki siz ne görüyorsunuz :
-Deliler hep bir ağızdan Müdür Bey, demiş. Biz yıllardan beri bakıyoruz bir şey göremedik siz bir bakışta nasıl göreceksiniz ki.




CANLI GAZETE
Başhekim, akıl hastanesinin bahçesinde dolaşıyordu, bir ara baktı, bir kalabalık gözüne çarpmıştı.Hemen oraya seğirtti.Deliler bir halka oluşturmuş, ortada dönüp konuşan birini dinliyorlardı :
-Papendreu seçimleri kaybetti.Hastaneye kaldırıldı...Bulgar zulmü devam ediyor.Zorla yollanan soydaşlarımızın sayısı seksen bine ulaştı...Federasyon kupasını Beşiktaş kazandı...
Başhekim bu işten hoşlanmış :
-Ne yapıyorlar bunlar böyle? diye sormuş.
-Efendim, demişler.Ortadaki deli kendinin gazete olduğunu sanıyor, haberleri bildiriyor.
Başhekim daha da hoşlanmış.Dolaşmasını sürdürmüş.Az ileride birde ne görsün! Sekiz, on deli iplerle sımsıkı birbirlerine bağlanıp bir köşeye atılmamış mı!
-Onlar mı, okunup da iadeye gidecek eski gazeteler efendim...




ÇIKARMAYA ÇALIŞIYOR
Delinin biri kuyuya bir taş atmış yüz akıllı çıkarmaya çalışmış, çıkaramamış. Sonunda delinin diğeri ilk deliye bu akıllıların ne yaptığını sormuş. Birinci deli de :
-Elimdeki taşı kuyudan çıkarmaya çalışıyorlar, demiş.




ÇORAPLAR
Akıl hastanesinde doktor, davranışlarını normal bulduğu hastaya niçin hastanede bulunduğunu sorar.
Hasta :
-Pamuklu çorapları yünlülere tercih ettiğim için, diye cevap verir.
Şaşıran doktor :
-Bunun anormallik neresinde? Ben de pamuklu çorapları tercih ederim, der.
Hasta sevinçle karşılık verir :
-Çok memnun oldum doktor. Sizinkiler limonlu mu, yoksa sirkeli mi?




KARŞIDAKİ DUVARIN ÇİVİSİ
Delinin biri, çiviyi tersine çevirerek sivri tarafına vura vura duvara çakmaya başlamış.
Onun bu halini gören başka bir deli işe karışmış :
-Baksana, yahu! Sen yanlış bir iş görüyorsun.Bu çivi karşıki duvarın çivisi olacak galiba, demiş.




KARŞI KALDIRIM
Bir akıl hastası, bulunduğu kaldırımdan karşıya geçip rastladığı ilk görevliye sormuş :
-Affedersiniz, karşı kaldırım nerede acaba?
Görevli şaşırmış ama yine de karşı tarafı göstererek :
-İşte şurada, demiş.
-Kime yutturuyorsun yahu... Daha şimdi orda sordum, burayı gösterdiler!...




NASIL BİLSİN
Akıl hastanesinde koğuşları gezen başhekim, bir hastanın oturmuş, birşeyler yazdığını gördü :
-Kolay gelsin, ne yazıyorsun?
-Mektup yazıyorum efendim.
-Yaaa...Kime yazıyorsun?
-Kendime...
-Peki, ne yazılı mektupta?
-İlahi doktor bey, deli misiniz siz?Mektubu daha almadım ki...İçinde ne yazdığını bileyim.




NİÇİN GÜLMÜŞ?
Uçak, Yeşilköy'den kalkmıştı. Bakırköy Akıl Hastanesinin üzerinden geçerken, pilot birden gülmeye başladı. Hostes bu gülüşün sebebini sorunca şu cevabı verdi :
-Başhekim kaçtığımı öğrenince kimbilir nasıl şaşıracak!!!




OLGUNLAŞIP YERE DÜŞTÜM
Bir müfettiş akıl hastanesini geziyormuş. Bahçeye gelince delilerin ağaçta asıldığını ama birinin yere yattığını görünce yatana sormuş .
-Neden ağaca çıktılar, demiş. O da :
-Armut sanıyolar kendilerini, demiş.
Müfettiş :
-Sen armut değilmisin?, demiş. O da hayır ben olgunlaşıp yere düştüm demiş.




12'NİZDE Mİ?
Katil, suçunu itiraf etti, yargıç da durumu jüri heyetine iletti. Biraz sonra jüri başkanı kararı açıkladı:
-Bu sanık suçsuzdur...
Yargıç adamakıllı kızdı:
-Canım, ne biçim iş bu!... Adam, ben katilim diyor suçunu itiraf ediyor sizde suçsuzdur kararına varıyorsunuz... Acaba, suçsuzdur kararını neye dayanarak verdiniz?
-Delilik efendim, delilik...
Yargıç bütün jüri üyelerini teker teker süzdü. Başını sallayarak :
-Sahi mi? 12'niz de mi?..




ÖNCE KAÇANLARI YİYELİM
Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında :
-Şunlara son bir test yapalım da gorelim akılları başlarına gelmiş mi, demişler.Bunun uzerine iki deliyi bir masa başına çağırmışlar. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği dökmüşler ve :
-Buyrun beyler, yiyiniz, demişler. Delirlerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, ötekisi araya girmiş.
-Önce kaçanları yiyelim, öburleri nasıl olsa duruyor!




PLAN BOZULDU
Akıl hastanesinde deliler bi araya gelip kaçış planı yaparlar. Elebaşları planı anlatır :
-Büyük bir kütük bulup ilk önce 1. kapıyı, 2. kapıyı ve daha sonra 3. kapıyı kıracağız ve herkes başının çaresine bakıp kaçacak. Sabah olunca bir kütük bulurlar doğruca 1. kapıyı kırarlar, 2. kapıya koşup onuda kırdıktan sonra 3. kapıya yönelirler. 3. kapının açık olduğunu gören elebaşları der ki :
-Arkadaşlar plan bozuldu geri dönün.




SAAT
Deli, saatini hastane bahçesindeki havuza atmıştı. Bunu gören arkadaşı :
-Niye attın saati havuza, dedi.
-Nasıl yüzdüğünü görmek için.
-Peki, kurdun mu?
-Hayır.
-Enayi, kurmadan yüzer mi?"




SIKARKEN ÖLDÜ
İki arkadaşın, bir kedisi varmış. Birisi :w
-Zavallı kedi çok kirlenmiş ben onu yıkayayım, demiş. Diğer arkadaşı :
-Hayır yıkama yoksa ölür, demiş. Bizimki dinlememiş ve kedi'yi yıkamış ve kedi ölmüş. Arkadaşı :
-Ben sana demedimmi kedi ölür diye, demiş. Cevap şu :
-Ama ben kediyi yıkarken ölmedi, sıkarken öldü.




YALAN SÖYLEMİŞ
Akıl hastanesine yeni gelen doktor, hastaları ziyaret ediyordu.Birine yaklaştı :
-Sizin adınız nedir bakayım?
-Hüsamettin efendim.
-Soyadınız?
-Tanrıoğlu.
Tam o sırada yandaki yaşlı :
-İnanma inanma doktor, yalan söylüyor.Benim böyle bir oğlum yoktur.




YÜZME BİLMİYORUM Kİ
Mühim bir şahsiyet, bir akıl hastalığı kliniğini gezerken delilerin bahçedeki havuza atladıklarını görr ve başhekime dönerek :
-Mükemmel, hastalarınızın her türlü ihtiyacını karşıladığınızı göruyorum. Başhekim teşekkür eder, sonra da sözlerine devam eder :
-Hele siz bir de su doldurabildiğimiz zaman gelin de görun!
Havuzun boş olduğunu oğrenen adamcağız dehşet içinde tramplenin altına koşar ve heyecanla atlamaya hazırlanan deliye "atlamamasını, havuzun içinde su olmadığını" söyler. Deli :
-Ne zararı var? Zaten ben de yüzme bilmiyorum ki!




ZİL ÇALDI...PAYDOS OLDU!
Delileri uçağa bindirmişler, bir şehirden ötekine naklediliyorlardı.Ama o kadar çok gürültü yapıyorlardı ki, sonunda pilot dayanamadı, uçağı ikinci pilota teslim ederek içeride ne olup bittiğini görmek istedi.
Deliler uçakta hep bir ağızdan bağırıp çağırıyorlardı.Baktı, en başta, bir deli, ötekilere uymamış, akıllı, uslu oturuyordu.
-Sen neden bağırmıyorsun? diye soracak oldu.
Adam :
-Ben bunların öğretmeniyim, diye cevap verdi.Onlarda benim öğrencilerim.Şimdi teneffüsteler de onun için ses çıkartmıyorum.
Pilot, çaresiz yerine döndü. Bir süre geçti.Bir an geldi ki sesler büsbütün kesiliverdi.
Pilot:
-Aman çok güzel! diye sevindi.Herhalde kendinin öğretmen olduğunu sanan deli, ötekileri derse almış olsa gerek, diye düşündü.
Ama dakikalar geçiyor, arkadan hiç bir ses seda çıkmıyordu.Pilot biraz daha bekledikten sonra merak etti.Gidip bakmak istedi.
Bir de ne görsün! Uçağın kapısı açık ve içeride öğretmenden başka kimsecikler yok değil mi!
Dehşetle sordu :
-Öğrencilerin nerede?, diye...
-Dersler bitti.Hepsini evlerine gönderdim!





Temel ormanda ağaç kesiyormuş, o sırada çevreciler de ormanda yürüyüşe çıkmışlar, Temel'i bu vaziyette görünce bir güzel pataklamışlar... Temel üstü başı perişan halde köye dönerken Dursun a rastlamış, Dursun;
-Ula Temel bu ne hal böyle? diye sormuş, Temel de anlatmış;
- Ormanda ağaç keseydum, birden kalabaluk pir grup Doğan'ın yengesini bozmişum diye dövdü peni, halbuki ne Doğan'ı taniyruuum, ne de yengesuni..

Temel Londra'ya uçakla seyahat ediyormuş. Uçakta her şey normal iken birden pilotun sesi duyulmuş:
- "Sayın yolcular, uçağımızdaki 4 motordan bir tanesi bozuldu, ama biz 3 motorla rahat iniş yapabiliriz" Neyse rahatlar herkes. 15 dakika sonra bir anons daha:
- "Sayın yolcular maalesef 1 motorumuz daha bozuldu ama biz 2 motorla inişi yapacağız" Herkes rahat ama bir anons daha gelmesinden korkmaktadır. 20 dakika sonra bir anons daha gelir:
-"Sayın yolcularımız 2 motordan biri daha bozuldu ama biz en iyisiyiz ve 1 motorla inişi size garanti ediyoruz" Herkes ohh çeker rahatlar. Temel ise panik içinde:
- "Uyy bu motorda bozulursa havada kalacağuz"

ustlogo_1_.gif

TEMEL FIKRALARI...

1 - Temel ve Kraliçe Elizabeth

Temel Istanbul a gelmis, yürüyormus.Bu arada 5 dakikada bir top atislari duyul-
maktaymis. Merak edip sormus. "Hemserim bu top atislari neyin nesi?" diye.
Kraliçe Elizabeth in gelmesi sebebiyle top atisi yapildigi anlatilmis.
Aradan yarim saatgeçmis ve top atislari halen sürmekteymis. Temel yine
sormus bir baskasina "Bu top atislari neden?" diye. Ayni cevabi alinca
söylenmis: "Ulan, yarim saattir bir kariyi vuramadilar, be!"



2 - Temel ve Sevgilileri

Temel in 3 tane sevgilisi vardir.Biri ögretmen, biri doktor, biri de santralcidir.
Fakat ögretmenle evlenmeye karar verir. Bunu bilen arkadasi sorar "Niye
ögretmen de digerleri degil?" diye. Temel de ona döner:
-Ula der, bilmez misin doktorlar "bugün git yarin gel" der, santralci de "su an
mesgul daha sonra tekrar deneyin" der. Ama ögretmen ne der? Hadi bir daha
tekrarliyalim...



3 - Parasitçü Temel

Temel Nato da havaci olarak askerligini yapiyormus. Komutan askerlere
parasütle nasil atlanacagini ögretmis.
- "Uçaktan atlayinca birinci ipi çekeceksiniz. Parasüt açilmaz ise ikinci ipi
çekeceksiniz. Yine açilmadi, o zaman Meryem Ana ya dua edeceksiniz."
Temel uçaktan atlar. Birinci ipi çeker parasüt açilmaz, ikinci ipi
çeker yine açilmaz. O sırada yere yavas yavas süzülen komutaninin
yanindan geçerken sorar:
- "Komutanim, komutanim.. O karinin adi neydi ?"



4 - Banka Soygunu

Temel ile Dursun Amerika da yasarlarken paralari bitmis ve bir banka soymayi
kafalarina koymuslar. Gece yarisi olmus, Dursun ve Temel kapilari açip içeride
kasalari aramaya koyulmuslar. Temel bir kasa görmüş, açmislar ve içinden bir
kase muhallebi çikmis. E bu kadar ugrastik bosa gitmesin demisler ve bunu
Temel afiyetle yemis. Daha sonra bir kasa daha görmüsler ve onu da açmislar
bir kase muhallebi daha. Bunu da Dursun yemis. Tabii ikisi de sasirmis koca
bankada nasil para olmaz diye ve orayi terk etmisler.
Ertesi gün gazetelerde manset : "Dünyanin en büyük Sperm Bankasi soyuldu!..



5 - Pilot Temel

Pilot Temel telsize var gücüyle bagiriyordu :
- "Ula, sag motor bozuldu. Düseyrum, düseyrum. Meydey düseyrum. Kule düseyrum."
Kule hemen cevapladi :
- "Mesaj anlasildi. Yerinizi bildirin, yerinizi bildirin."
Temel gayet ciddi :
-"Pilot kabini, öndeki sol koltuk, pilot kabini, öndeki sol koltuk."

6 - Temel Usülü Intihar

Dursun birgün ormanda gidiyormus. Temeli bir agaca belinden bagli sekilde
bulmus. "Napiyosun Temel" demis Dursun; Temel de "Intihar ediyorum" demis.
Dursun "Benim bildigim öyle intihar edilmez; o ipi beline diil boynuna
bagliyacaksin" demis. Temel de: onu da denedim; az daha boguluyodum...



7 - Babanin Sonu

- Babam öldü, demis Temel.
ilyas sormus:
- Neden öldü?
- Apartmanin sekizinci katinin balkonundan düstü.
- Eyvah parçalandi mi?
- Yok, giristeki bakkalin tentesine düsünce oradan havalanip karsi
apartmana yöneldi.
- Apartmana mi çarpti, nasil oldu?
- Yok, karsi apartmanin balkonunda çamasirlar asili idi.Çamasir ipine
vurup fabrikanin bahçesine düstü.
- Orada mi öldü?
- Yok, fabrika çelik yay fabrikasi, bahçedeki yaylarin üzerine düsüp
havalandi yeniden...
- Peki sonra?
- Sonrasi ne? Baktik ki yere inmiyor, biz de vurduk onu



8 - Temel, Karisi ve Karisinin Asigi

Temel, bir haftaligina gittigi memleketten, haber vermeden erken dönünce
karisini evde baska bir erkekle yatakta bulur. Derhal belinde tasidigi
tabancasina davranan Temel, yatakta yakaladigi adami alninin ortasindan
vurur. Tabancayi tam kendi kafasina dogrultmusken, karisi haykirarak
üzerine atlar:
- Dur Temel im, kiyma kendine!..
Temel, sinirden titreyerek haykirir:
- Sus kaltak, sira sana da gelecek!..



9 - Temel in Arabasi

Temel Dursun a arabasinin öyküsünü anlatiyordu :
Bir gün otostop yapiyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli
güzel bir bayan durdu ve beni arabasina aldi. Bir süre gittikten
sonra kadin arabayi kuytu bir köseye çekti. Mini etegini iyice
yukari çekip, dudaklarini islatti ve "Benden ne istersen
alabilirsin" dedi, ben de arabasini aldim.
Dursun : iyi etmissin Temel, zaten mini etek sana hiç yakismazdi.



10 - Evde Kimse Olmayacak

Temel Fadimeye demis ki; "Fadime, bu aksam bize gel. Evde kimse olmayacak."
Fadime aksam gelmis kapiyi çalmis çalmis kimse açmamis...

11 - 2 Katli Otobüs

Bir gün Temel le Dursun 2 katli otobüsle yolculuk ediyomus. Temel
cep telefonunu çikartip alt kattaki Dursun u aramis.
- Orada havalar nasil Dursun kardesim?
- Bizim söför uyumus otobüs kendi kendine gidiyo valla Temel cigim...
- O dabirsey mi Dursun? Bizim katta söför bile yok. Otobüs kendi
kendine gidiyo...



12 - AIDS

Temel birgün ölümcül hastaliga yakalanir. Dursun da yaninda refakatçi olarak
kalmaktadir. Temel gelen herkese ben AIDS im der. Dursun artık dayanamaz ve
sonunda sorar :
- Temel sen AIDS felan degilsin neden herkese yalan söylüyorsun?
Temelde:
-Haçen öylede ölücem böylede. En azinda kariyi saglama alalim bari...



13 - Tatbikat

Temel ile Dursun bir gün parasüt tatbikatina katilmislar. Diger paraşütçüler
gibi onlarinda uçaktan atlama siralari gelmis ve kendilerini bosluga
salıvermisler. Temel in paraşütü açilmis ancak Dursun un ki açilmamis.
Dursun Temel e :
- Ula Temel bu meret açılmayi da!..
Temel :
- Ula Tursin yardimci parasüti aç usagum!..
Dursun yardimci parasütü açmaya çalismis fakat o da açılmamis ve
Dursun Temel e :
- Ula Temel bu merette açilmayi.
Temel :
- Bos ver usagum nasul olsa tatbikattayiz...



14 - Sinek Bar

Temel Istanbul a ilk kez gelmis ve Bebek koyunda methedilen sinek bari arayip
durmus. En sonunda sinek bari bulmus ve içeri girmis. Içkisini içerken kendi
kendine düsünmüs "Ya bu sinekli barin ne özelligi var herkes methetti hiç bir
özelligi yok". Ihtiyaçtan tuvalete gittiginde bir de ne görsün pisuvar
altindanmis ve piril piril parliyormus; "Demek buranin özelligi buymus..." demis.
Geri dönüp içkisini içmis. Ertesi aksam yine gelmis. Içkisini bitirince tuvalete
gitmis ki altin pisuvar orada yokmus. Kizgin bir sekilde geri dönmüs. Barmene
çatmis : "Hani buranin altin pisuvari kardesim bir özelliginiz vardi o da yok
simdi". Barmen kenarda duran iri yari adama seslenmis : "Sadullah abi gel dün
aksam senin saksafona iseyen adami buldum".



15 - 100 Hamsi

Dursun Temel e sormus :
- Usagim oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun?
Temel : 100 tane yerim valla...
Dursun : Hadi oradan yesen yesen 1 tane yersin geriye kalan 99 hamsiyi
oruçsuz yersin...
Bu espri Temel in acaip hosuna gitmis.Yolda Cemal i görmüs ve hemen sormus
- Usagim oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun?
Cemal : 50 tane yerim ben...
Temel : Tüh be usagim 100 deseydun sana müthis bir espiri yapacaktum...


16 - Arkadaslarimi Geri Getir

Bir Fransiz bir Ingiliz ve bir de Temel bir gemi kazasindan sonra issiz bir adaya
çikarlar. Ingiliz kumsalda bir lamba bulur. Fransiz bunun Aladdin in sihirli
lambasi olabilecegini söyler ve lambayi ovusturur. Gerçektende lambadan bir
cin çikar ve konusmaya baslar :
- Dileyin benden ne dilerseniz...
Ingiliz : Ben ailemin yanina Ingiltereye gitmek istiyorum...
der. Cin hemen istegini yerine getirir.
Sira Fransiza gelir. O da ailesinin yanina Fransaya gitmek ister. Onun istegi de
yerine gelir.
Sira Temeldedir. Temel biraz düsünür. Cin çabuk olmasini söyler. Temel etrafina
bakar ve cine dilegini söyler :
- Arkadaslarim da gitti ben bu issiz adada yalniz kaldim onun için arkadaslarimi
hemen geri getirmeni istiyorum" der...



17 - Boynuzlu Köpek

Temel birgün keçinin boynuna tasma takmis gezdiriyormus. Arkadasi Dursun
yolda onu görüp :
- Ula Temel Napiysin ?...
- Ula cörmiymisin Çöpegimi cezdurayrum Dursun kardesim...
- Ula Temel bunun boynuzlari var....
- Valla ben onin özel hayatina karismayrum...



18 - Gözlük

Temel uzak doguya gider. 250$ verip bakinca insanlari çiplak gösteren
gözlüklerden alir. Takar bakar çiplak, çikarir bakar giyinik. Çok hosuna gider.
Ikide bir takip, çikarir.
Eve gözünde gözlük gider, bakar Fadime ve sütçü çiplak. Gözlügüçikarir bakar
çiplak. Takar bakar yine çiplak. Müthis cani sikilir ve Fadimeye der ki :
- Ula Fadime 250$ verdim gözlük aldim ama hemen bozuldu!..



19 - Hatirla

Temel savasta yaninda 10 arkadasiyla birlikte düsmana esir düsmüs. Ilk gün
iskence sonunda ekipten 5 tanesi bülbül gibi konusmus. Ikinci gün 3 kisi daha
dayanamamis itiraf etmis. Üçüncü gün sonunda bir tek Temel kalmis. Dördüncü
gün iskencenin dozu artmis Temel den çit yok. Besinci gün iskence iyice
agarlasmis ama Temel yine ayni. Iki hafta sonra Temel i kaldigi hücrede
izlemeye karar vermisler. Bizim Temel hem kafayi duvara vurmakta hem de
söylenmekteymis :
-Hatirla...Hatirla... Hatirlaaaa...



20 - I am Sorry

Temel bara gitmis. Geçmis bir kenara oturmus, biraz sonra bara bir adam girmis
ve siska uzun boylu bir adamin kafasinin üzerine sise koymus, çekmis silahi
ates etmis sise paramparça... Ates eden adam elini kaldirmis;
- I am Pekosbill...
demis ve çikip gitmis. Daha sonra bara bir baska adam girmis ve yine o siska
adamin kafasinin üzerine konserve kutusu koymus, çekmis silahi ates etmis
kutu paramparça... Ates eden adam elini kaldirmis;
- I am Redkit...
demis ve bardan çikip gitmis...
Temel bunlari seyrettikten sonra dayanamamis, eline bir elma almis ve o siska
adamin kafasinin üzerine elmayi yerlestirmis, çekmis silahi ates etmis ve adami
tam anlinin ortasindan vurmus... Elini kaldirip;
- I am sorry...
demis ve çikip gitmis...



21 - Internetin Temelcesi

Temel, bilisim sektöründe çalisan bir firmaya is basvurusu yapmis. Firma
yetkilileri önce bir bilgi testinden geçmesi gerektigi söylemisler ve ilk soruyu
sormuslar :
-Internet ne demektir ?
Temel düsünmüs, tasinmis ve :
- Ise ciremedum temektur...



22 - Kamyon Söförü Temel

Temel kamyon söförüymüs. Bir gün kamyonu ile yokus asagi inerken freninin
patladigini farketmis. Ileriye dogru baktiginda da yolun ikiye ayrildigini görmüs.
Bir tarafta pazar kuruluymus ve yüzlerce insanin alisveris yapiyormus. Diger
tarafta ise küçük bir çocuk yolun ortasinda oyun oynamaktaymis. Temel çok
hizli bir sekilde düsünerek "pazar yerune çirersem pi sürü insan ölür en eyisu
çocigu ezeyum" demis.
Ertesi gün gazetelerde söyle bir baslik; "pazara giren kamyon dehset saçti.
150 ölü"
Temel e sormuslar :
- Sende hiç kafa yokmu? Bu kadar insani ezecegine bari çocugu ezseydin.
Temel cevap vermis :
- Ula siz benu salak mi sandunuz? Bunu bende düsündüm... Tabii ki çocugu
ezecektim ama cocuk pazara dogri kosunca ben ne yapayim?



23 - Mercedes-Benz

Temel Istanbul da bir is yeri açar ve isler tikirinda gidince altina hemen
Mercedes marka bir araba çeker. O günlerde Trabzon dan annesi arar ve :
- Temel oglum, baban öldi. Hemen cel.
Temel arabaya atlar ve hemen yola koyulur. 6 saatte trabzona varir.
Neyse, babasinin cenazesini kaldirirlar, aksam annesinden izin ister ve isleri
yüzünden hemen Istanbul a dönmesi gerektigini söyler. Annesi onayladiktan
sonra Istanbul a telefon açip yaninda çalisanlara :
- Usaklarim, benceliyoryum beni karsulayun.
Usaklar bekler Temel gelmez. 1 gün geçer, Temel yok. 2 gün geçer Temel,
yok. 3 gün geçer Temel yok. 4 gün sonunda Temel gelir. Hemen sorarlar
- Patron 6 saatte gittin, 4 günde döndün. Çok merak ettik seni.
Temel bunun üzerine usaklaruna döner ve der ki :
- Ula usaklarum bu Almanlari anlamiyorum... Arabaya 5 tane ileri fites
koymuslar, sanki isin geri dönüsü yok gibi geri fitesten sadece 1 tanecik
koymuslar. O sebepten geç celdum.



24 - Palavraci Komutan

Temel ve Dursun parasüt egitimlerini tamamladiktan sonra ilk atlayislari için
havalanirlar. Makul seviyeye geldiklerinde komutanlari son kontrolleri yapip;
-Atladiktan bi süre sonra parasütün sag tarafindaki ipi çekin parasütleriniz
açilacaktir... Sayet açilmazsa hiç telasa kapilmayin, sol tarafta yedek
parasütün ipi var onu çekin sorun kalmaz... Indiginizde sizi bir jip bekliyor
olacak sizi karargaha geri götürecek.
Askerler korkarak da olsa atlamislar. Heyecanla sag taraftaki iplerine
asilmislar... Tik yok. Tas gibi düsüyorlar. Hemen sol taraftaki iplere asilmislar
ama parasütler yine açilmamis... Temel bunun üzerine bagarmaya baslamis :
- Ula bu komutanun hiçbir dedugu çikmiyor... Hele bir de asagida jip yoksa o
zaman anasini belleyecegum!..



25 - Sokaktan mi Topluyorum?

Temel sevgilisiyle gidiyormus. Sevgilisi bir magazada gördügü kürkü istemis.
Temel hemen vitrin camina bir tugla atip içinden kürku alip sevgilisine
vermis. Daha sonra sevgilisi otomobil galerisinde bir de araba görmüs ve bu
sefer de onu istemis. Temel de bunun üzerine
-Ben bu tuglalari sokaktan mi topluyorum?
demis...

-SON-




.::DAHA AŞAĞIDA NASRETTİN HOCA FIKRALARI::.



1 - Aydinlikta

Nasreddin Hoca kapisinin önünde bir seyler araniyormus. Komsulari :
- Hayrola Hoca efendi, demisler, birsey mi kayip ettin?
- Mühürüm düstü de...
- Nerede düsürdün? Söyle, biz de bakiverelim...
- Içeride düsürdüm, avluda...
- Avluda kayip olan sey sokakta aranir mi be Hoca?
- Avlu karanlik. Burasi daha aydinlik da onun için burada ariyorum...



2 - Görenler Ne Sanir?

Halktan bir grup toplanmis, merak ettikleri bir soruyu Nasreddin Hoca ya
sormuslar :
- Hocam, helada sakiz çignemek haram midir?
Hoca, biraz düsündükten sonra :
- Kara kapli, bu konuda bir sey demez. Ama çignememek iyidir.
- Neden?
- E, agizda sakizla heladan çiktigini görenler b.k yedigini sanabilirler...



3 - Nerelere Kadar

Nasreddin Hoca, kirda sesinin yettigince bagirarak ezan okuyor ve olanca
hiziyla kosuyormus.
Bu durumu gören birkaç kisi, Hoca ya birsey oldugunu düsünerek yanina
yaklasip sormuslar :
- Ne oldu sana, Hoca efendi? Bu ne istir?
Hoca, kosmasini sürdürerek :
- Sesimin nerelere kadar gittigini merak ettim de... demis. Onun için
arkasindan kosuyorum...



4 - Herkes Anlasin Diye

Nasreddin Hoca esegini pazara götürüp satiliga çikartmis. Esek pek
huysuzlanmis. Kuyrugunu elleyeni tepmis, disine bakani isirmis... Tellal :
- Hoca, demis, bu huysuz esegi kimse almaz. Geri götür...
Hoca altta kalmamis :
- Zaten satmak için degil, bu esekten neler çektigimi herkes anlasin diye
getirmistim pazara!..



5 - Hatim

Nasreddin Hoca ve karisi konusuyorlardi. Karisi :
- Benim yüzüme bakarken besmele çekiyorsun.
- Ne olmus yani?
- Imam efendi, karisinin yüzüne bakarak yasin okuyormus.
Hoca güldü :
- Ben o kadini görsem, hatim bile indiririm!..

6 - Köyün Yabancisi Olunca

Nasreddin Hoca daha önce hiç ugramadigi bir köyden geçiyormus. Bir köylü
yanina yaklasmis :
- Efendi, bugün günlerden ne?
Hoca, yorgunlugun etkisiyle hangi gün oldugunu bir türlü hatirlayamayinca :
- Bu köyün yabancisiyim, demis. Buranin günlerini bilmem...



7 - Görürsem Söylerim

Bir arkadasi Nasreddin Hoca ya gelmis.
- Bana bak Hoca, kulagini bükmesi benden... Su karina bir sey söyle, sabahtan
aksama kadar ev ev dolasiyor, konu komsu birakmiyor... Söyle de azicik evinde
otursun.
- Peki, demis Hoca, görürsem söylerim...



8 - Postacılar

Nasrettin Hoca`nın bir gün paraya çok ihtiyacı olmuş ve Allah`a mektup
yazmış. Mektupta; "Allahım bana yüz altın gönderir misin?" yazıyormuş. Gitmiş
mektubunu postahaneye vermiş. Postacılar bakmışlar ki mektup Allah`a
gidecek, merak edip mektubu okumuşlar ve kendi aralarında altın toplamışlar
fakat 99 tane çıkmış. Bir zarfın içine koyup, Nasrettin Hoca`nın evine
bırakmışlar ve kapının arkasından dinliyorlarmış. Nasrettin Hoca mektubu açıp
altınları saymış ve Allah`a dua edip; "Allahım bi daha şu postacılarla gönderme,
hiç güven olmuyor." demiş...



9 - Yüzme Olayı

Hocanin iki karisi varmış. Bir gün; "En çok hangimizi seviyorsun?" diye sormuşlar.
Hoca söylemek istememiş. Yeni karısı:
- İkimizde göle düşsek, önce hangimizi kurtarırdın?
demiş. Hocaeski eşine :
- Sen biraz yüzme biliyordun degil mi?




dog1a.gif

MAKİNİST
Temel'in kol saati durmus.Içini açmis ve içinden ölü bir karinca çikmis.
Temel:
-Uyy...Zaten pen tahmin etmistum makinistun öltügünü...




ÇARESİZLUK
Hakim Temel'e sorar :
-Niye adamin basina sandalyeyle vurdun?
Boynu bükük Temel :
-Ne yapayum ,çaresizluk efendum.Masayi kaltiramatum ki...




MERAK
Çok kalabalik bir belediye otobusunde yolculuk eden Temel'in ayagina iri yari bir adam basar....
Nasiri aciyan Temel, adamin yanina yaklasir ve sorar:
- Ula usak, sen nerelisun?
Adam, Temel'e bakar, nereli oldugunu söyler ve sonra da sorar :
- Niye sordun?
- Hic der Temel, bu cins ayular hangi memlekette yetisur diye merak ettum da.....




DEVEKUŞU
Temel avustralyaya devekusu avlamaya seyahata cikiyor.Orada malzemelerini hazirlayip maceraya atiliyor.
Bir viraji donunce bakiyor 10,15 tane devekusu.
Hemen arabayi durduruyor silahini dogrultuyor.
Devekuslari silahi gorunce urkerek kafalarini kuma gomuyorlar. Yani kendi akillarinca saklaniyorlar.
Temel etrafa bakiyor, ve kendi kendine sinirli sinirli soruyor:
-ulan nereye gitti bu hayvanlar?...




SORU-CEVAP
Karadenizlilere nicin persembe gunu fikra anlatilmaz?
cevap:cuma namazinda gulmesinler diye..




TEMEL NET
Temel is için basvurmus.
- Önce bilgi testinden geçmen gerek, demisler ve sormuslar,
- Internet ne demektir?
- Ise ciremedum temektur.




TEMEL İSTİKAMET
Temel trene binmis, Kontrol gelmis, biletinin Istanbul'a oldugunu, trenin Ankara'ya gittigini söylemis.
Temel kendinden emin,
- Peçi maçinist yanlis istikamete cittigini piliy mi, demis.




TEMEL MAZERET
Temel askerligini yapiyormus. Bölükte kirk ere izin vermisler.
Geç kalirlarsa çadir hapsi var, ancak iyi bir mazeretleri olursa
affedilecekler. Kirk kisiden otuz dokuzu da geç kalmis, hep ayni mazeret:
- Atla istasyona celeydum. At çatladi, tren kaçti, geç kaldum.
Derken kirkinci da tamamlanmis, Temel çikagelmis.
- Senin de mi atin çatladi, diye sormuslar.
- Hayir, demis. Yoldaki otuz tokuz at lesini geçemedum.




TEMEL İNGİLİZCE
Temel Ingiltere'ye gidecekmis. Lisan ögrenmesi gerek.
Dershaneye yazilmis. Ilk derste "come", yani "gel",demeyi ögretiyorlarmis.
Temel bu ise akil erdirememis. Ögretmene demis ki,
- Bu nasil istur, come yazaysun, kam okuysun, peçi, cel oldugunu nasil anlaysun?




TEMEL ARAP
Temel ayni otelde kaldigi zenci ile "Arap, arap!" diye dalga geçermis.
Bir aksam yatarken sabah beste kaldirilmasini istemis.
Zenci de gece usulca Temel'in odasina girip yüzünü siyaha boyamis.
Temel sabah kalkipta aynaya bakinca
- Tuh peni kaldiracaklarina, yanlislikla arabi kaldirmislar, demis.




TEMEL TAKLİT
Temel hergün okula giden ve çalisan oglunun defterinde tek bir yazi göremeyince nedenini sormus.
Oglan:
- Ögretmen tahtaya ne yazarsa aynen teftere geçireyrum O tahatayi silince pen te tefterimi sileyrum.




TEMEL FACİA
Kaptan Temel'in gemisi çok kötü bir firtinaya tutuluyor.
Batan gemideki tayfalar ölüyor. Bir Temel sag kaliyor:
- Pen de ölseydim, puyuk facia olacakti.


* *

Bir bilim adamı pirelerle deney yapıyor. Pireye "Sıçra" diyor. Pire sıçrıyor Pirenin kanatlarını
koparıyor ve "Sıçra" diyor, pire yine sıçrıyor!.. Raporunu şöyle yazıyor; "Pire kanatlarını
kopmuş olarak zıpladı."
Ayaklarını koparıyor ve "Sıçra" diyor, pire zıplayamayınca 2. raporu şöyle yazıyor; "Pirenin ayakları kopunca kulakları duymuyor."

*

İlk defa helikopter gören Temel, Dursun' a sormuş;
- Dursun, bu nedur da? Dursun, gayet sakin cevap vermiş;
- Haçan, bu olsa olsa bin yaşında bir sinek dur.

*

Doktor, akıl hastasının iyileştiğine karar verip akıl hastasını taburcu etmiş. Buna çok sevinen hasta gelip doktoruna şöyle demiş;
-"Doktor Bey, size hediye ayakkabı yapacağım ama sorayım dedim, topuğu önde mi olsun arkada mı?

* *

Ünlü bir sopranonun konserine giden baba oğul ilgiyle konseri dinliyorlardı. Bir ara çocuk merakla babasına sordu:
"Baba, öndeki amca elindeki sopayla niye kadını korkutuyor ?" Baba;
"Korkutmuyor oğlum, yönetiyor!"
"Eee, peki o zaman kadın niye avaz avaz bağırıyor "

* *

Küçük Ahmet, bakkala öfkeyle sordu:
- Neden hep küçük yumurta veriyorsun?
- Taşıması , kolay olur da ondan.
Ahmet eksik para verip yumurtaları alıp giderken bakkal seslendi:
- Ama sen eksik para verdin.
Küçük çocuk arkasına dönüp gülerek: " Para daha çabuk sayılır da...

* *

Nuri okuldan eve bir gözü mosmor dönmüştü. Annesi çıkıştı:
"Aşk olsun yine mi dövüştün okulda? "Şey büyük bir çocuğun küçüğü dövmesine engel olmaya çalıştım da anneciğim."
"Aferin bak bu cesaret işi. Kimdi o küçük?"
Nuri gayet sakin;
" Ben! "

* *

Vurdumduymaz bir adamın evi yanmış. Komşusu koşarak yanına gelmiş.
" Koş efendi, evin yanıyor. "
Adam sakince cevap vermiş :
"Ev işlerine karım bakıyor."

* *

Küçük çocuk, kendinden daha büyük olana yan yan bakarak: "Söylediğin sözü geri alman için sana beş dakika süre veriyorum!" dedi. Öbürü kabararak:
"Bak hele sen. Peki beş dakika sonra sözümü geri almazsam ne olacak?" diye diklendi. Küçük çocuk biraz düşündükten sonra:
"Peki söyle ne kadar zaman istiyorsun?" dedi.

* *

Bir sergide ünlü romancı, ressam arkadaşına:
"Kutlarım sergi açılışına bakanlar gelmiş"
Bunun üzerine Ressam:
"Ne önemi var ki, bakanlar geleceğine, keşke biraz da alanlar gelseydi. " der.

* *

Doktor, hastasına o güne dek yaptığı tahlillerin sonuçlarını açıklayacak;
"Size bir kötü, bir de daha kötü haberim var. Önce kötü haberi vereyim. Test sonuçlarına göre 24 saatlik ömrünüz kalmış." deyince adam yıkılır,
"Hayır, olamaz. Buna inanamıyorum: Fakat bundan daha kötü haber nasıl olabilir? "deyince hasta, doktorun yanıtı kısa olur;
"Dünden beri size ulaşmaya çalışıyorum."

* *

Delinin biri intihar etmeye karar ve kendini asmaya çalışır. Biri dayanamayıp sorar;
- Ne yapıyorsun?
- Görmüyor musun, intihar ediyorum.
- Öyle ise ipi boğazına bağlasana
- Bağlarsam boğulurum.

* *

Yıl sonunda öğrenci, uzaktaki ailesine gönderdiği faksta şunları yazıyordu;
"Babacığım okullar kapandı. Öğretmenler beni çok seviyorlar. İmtihanlara tekrar bekliyorlar."

* *

Babası oğluna görgü kuralarını öğretiyordu :
"Örneğin oğlum, bir eve gittik. Onları yemek yerken göndük, ilk sözümüz ne olmalı?
"Afiyet olsun" der oğlu. Baba;
"Peki neden bu söylenir?" deyince oğlu ;
"Neden olacak, buyurun desinler diye." der.

* *

Yargıç, hırsıza şöyle sorar:
"Söyle bakalım, soyduğun dükkana nasıl girdin?"
Hırsız, biraz düşündükten sonra soruyu şöyle yanıtlar:
"Efendim, biz buraya yargılanmaya mı, yoksa meslek sırrı vermeye mi geldik ." der.

* *

Acıkmış olarak eve dönen Mehmet annesine,
"Akşama ne var?" diye sorunca, annesi;
"Saymakla bitmez oğlum" dedi. Mehmet;
"Güzel, nelermiş bunlar?" deyince, annesi gülümseyerek,
"Pirinç pilavı!" dedi.

* *

Küçük Zeynep annesine;
"Bana yeni bebek alsana, anne." dedi. Annesi;
"Bebeğin var ya kızım; yenisini ne yapacaksın?" diyence, küçük Zeynep;
"Ben varken, sen kendine yeni bir bebek aldın ya!" der.

* *

Öğrencinin biri sürekli yaramazlık yapıyormuş. Öğretmen dayanamamış kulağından yakalamış. "Bana bak! Uslu durmazsan dayak yersin." deyince, öğrenci;
"Ben oruçluyum!" der. Öğretmen;
"Eee oruçluysan ne yapalım?" deyince, öğrenci;
"Annem bana sakın bir şey yeme dedi evden çıkarken. Eğer bir şey yersem orucum bozulurmuş."

* *

Yüzü gözü yaralı adam muayehane kapısından içeri girerken der ki;
"Her tarafımı arılar soktu." Doktor ona bakar ve gayet sakin,
"Peki o zaman şöyle oturun da size birkaç iğne yapalım" der.

* *

Hakim Sorar:
- Oğlum adın nedir?
- Temel ama, "Z"si yok!
Hakim:
- Temel'de "Z" olurmu, be adam?
- Haçan hakim pey ne kızayısun, pen de zaten "Z"si yok dedum!

* *

Kızın biri okulda çok geveze idi. Herkes şikâyetçiydi. Müdür bir gün kızın babasına telgraf çekti:
-Kızınız çok geveze, diliyle ortalığı karıştırıyor. Lütfen çaresine bakınız.
Telgrafın cevabı gelir:
-Siz gelin bir de annesini görün. Geveze nasıl olurmuş!

* *

Adamın biri sormuş;
-Cüzdanımı sen mi aldın?
-Altı mahallenin, altıncı sokağının, altıncı apartmanının, altıncı odasının, altıncı çekmecesinde duran Kur'an'a el basarım ki ben almadım...

* *

Temel idama mahkum olmuş. Son arzusu doya doya mantar yemekmiş.
-Ne biçim son arzudur bu? _
-Zehirlitur tiye tiye pağa yedurmetiler. Şimti ağuz taduyla rahat rahat bir mantar ziyafeti çekeceğum.

* *

Karadenizli atlet öğünüyordu:
-Ben 100 metreyi tam 8 saniyede koşayurum.
-Ciddi misin, dedi arkadaşı. Bu bir dünya rekorudur. Nasıl yapıyorsun bunu?
Bizimki hafifçe kasılarak cevap verdi:
-Çestirmeden cideyurum daa...

* *

Yüzme bilmeyen bir turist denize düşmüştü. Suda çırpınırken can havliyle bağırıyordu.
-Help! Help!
Yoldan geçen Temel onu gördü. Kızgın bir şekilde bağırdı:
-Ula ingilizce öğreneceğine, yüzme öğrenseydin ya!..

* *

İki adam aralarında konuşuyorlardı:
-Küçükken gözlerim görmediği için bana voleybol oynatmazlardı. Bu yüzden başka bir vazife verdiler:
-Ne vazifesi?
-Hakemlik!

* *

Anne küçük kızına anlatıyordu.
"Bak kızım, gelinler en mutlu günleri olduğu için nikahta beyaz giyerler."
Küçük kız bir an düşündü.
"Yaa... Şimdi damatların neden siyah giydiklerini daha iyi anlıyorum..."

* *

Küçük Dursun Temel'e sorar:
-Temel emice Cemil MERİÇ kimdur?
-Büyük bir yazar idi. Vefat etti.
-O da küçük yazsa idi...

* *

Temel kahveye koşarak gelir, telaşla:
-Dursun öldi!... der.
Kahvedekiler bu haber üzerine birer yorum yapmaya başlarlar.
-Dursun sapasağlam adamdi neden öldi ki?
-Uşağım hiç bir laz acindan ölmez. Söylemdi biz bağa yardım ederduk.
-Pelki utanmiştur istemeğe
-Gördinmu uşağım. Dursun acından değul, inadından öldi da...

* *

Her bir kahkaha bir tane pirzola demektir. Der kahkaha ile gülen Dursun...
Temal atılır:
Desene Dursun sen teminden beri koca bir sığır yedun.

* *

Bir gün ufak, bir çocukla ninesi karşıdan karşıya beraber geçeceklermiş, nine 80, çocuk ise 5 yaşlarındaymış. Nine torununa:
-Oğulum karşıdan düt düt geliyor, çabuk geçelim, demiş.
Bunun üzerine çocuk:
-Yok nine, o dütdüt değil, sekiz silindirli mercedes demiş

* *

İlkokula giden oğlunu karşısına alan baba, başladı nasihata:
-Bak oğlum!... Oku ve hayatını kazan... Yoksa dilenci olursun.
-Dilenci mi?
-Evet dilenci!..
-Bunu daha önce söylesene baba!... Bende okula bile gitmeyen bu zenginler, bu kadar parayı nereden kazanıyor diye merak ediyorum.

* *

Temel, Cemal ve diğer karadenizliler açık denizde küçük bir tekne ile fırtınaya tutulmuşlardı. Yanlarında büyük bir gemi geçmekteydi.
Temel:
-- Uyy, kurtarun pizuuu... imdattt!... diye haykırıyordu.
Geminin güvertesinden birisi de yanıt veriyordu:
-- Biz adam almıyoruz, biz adam almıyoruz.
Bunu duyan Temel:
-- Uyy, haçan piz lazuz, laz, alun pizu.

* *

Yıl sonu tatili yaklaşmıştı. Receb'in vaziyeti pek parlak değildi. Eve gidip durumu babasına söylemeye korkuyordu. Belki faydası olur diye telefonla annesini arayarak:
-- Anneciğim, tatil oldu geliyorum. Ama maalesef sınıfta kaldım. Ne olursun, ben gelinceye kadar babamı hazırla! dedi.
Duruma canı sıkılan ve morali bozulan annesi, oğluna şu cevabı verdi:
-- Baban hazır, asıl sen kendini hazırla!..

* *

Akşam eve dönen adamı karısı kapıda karşıladı. Sonra da heyecanlı heyecanlı anlatma-ya başladı:
-- Bugün neredeyse, duvardaki saat annemin başına düşecekti... Adam umursamaz bir tavirla başını salladi:
-- Sahi mi? O saat hep geç kalıyor zaten...

* *

Hocaya sormuşlar
-- Hz.Nuh'un gemisine zeytin dalını getiren güvercin dişi miydi, erkek miydi7
Hoca hemen cevaplamış:
-- Mutlaka erkekti, dişi olsaydı ağzını uzun zaman kapalı tutamazdı ki.
* *

Suna'nın başı ağrıyordu. Doktor çağırdılar. Doktor hap vererek dedi ki:
- Bu hap şimdi senin baş ağrını geçirir. Peki onu kolay yutabilecek misin?
Kolay yutmasına yutarımda, hap mideme girdikten sonra başıma giden yolu nereden bulacak?

*

Lüks bir lokantada müşterilerden biri önüne konan yemeği görünce bağırmaya başladı:
- Ben bu baklayı yiyemem. Çabuk bana şef garsonu çağırın! Yan masada oturan adam dudak bükerek cevap verdi:
-Fayda etmez efendim, o da yiyemez!..

*

Ressam İki arkadaş, sergide bir tabloyu seyrediyordu. Biri:
-Şuna bak, dedi, güneşin doğuşunu ne güzel canlandırmış.
Öbürü düzeltti:
-İmkânı yok, mutlaka güneşin batışıdır.
-Belki öyledir. Ama nasıl oluyor da bu kadar kesin konuşabiliyorsun?
-Ressamı tanırım, sabahları onbirden önce kalkmaz.

* *

Öğretmen sınıfta ders anlatıyordu. Bir ara arka sırada oturan öğrencilerden birini işaret ederek:
-Söyle bakalım oğlum, köylüler kurtları niçin öldürürler?
-Kuzuları öldürdükleri için, efendim.
Ön sıralarda oturan Ayla, hemen atıldı:
-Öyleyse kasapları niçin öldürmüyorlar?

* *

Doktor, akıl hastasına sorar:
-Bir kulağını kesersem ne olur?
-Canım yanar.
-Ya iki kulağını keserse
-O zaman iyi göremem.
-Peki ama niçin? '
-Niçini var mı canım? İki kulağımı da keserseniz gözlüğümü nereye takarım?..

* *

Dil bilgisi dersinde öğretmen öğrencilere sordu:
-"Bağırmadım, bağırmadın, bağırmadı" deyince ne anlarsınız? diye sordu.
Kimseden çıt çıkmıyordu. Öğretmen bütün öğrencilerin birden parmak kaldırmasını beklediği için, hayal kırıklığına uğradı.
Neden sonra ön sıralardan Temel ayağa kalkarak söz hakkı istedi. Öğretmen söz verince de cevapladı:
-Önemli bir durum yok efendim. Hiç kimse bağırmamıştır.

* *

Temel İstanbul'a yeni taşınmış. Kapıcı sabah kapıyı çalmış.
Temel, kimseyi beklemediğinden merakla kapıya yönelmiş ve seslenmiş;
-Kim o?
Kapıcı:
-Çöp! diye bağırmış...
Temel gayet sakin ve kibar bir dille konuşmuş:
-İhtiyacımız yok...

* *

Boks maçı hayli heyecanlı geçiyordu. İki boksör ringde kıyasıya dövüşüyorlardı. Ama birinin durumu pek kötüydü. Yumrukları havayı dövüyor, bir teki bile rakibine değmiyordu. Raund arasında menejerine sordu: "Maçı almam için bir şansım var mı?" Menejeri bir yandan terini kurularken diğer taraftan: "Elbette var, diye cevap verdi. Etrafındaki havayı dönmeye devam et. Böylelikle rakibini zatüreden öldürebilirsin.

* *

- Temel bey, dairelerimiz aynı genişliktedir. Sen evi duvar kâğıdıyla kaplattın? Ben de evi dekore edeceğim de. Ne kâdar duvar kağıdı aldın?
- On yedi top aldum.
Komşu da duvar kâğıdını alır, evi kaplatır, ama epeyce de kâğıt elinde kalır.
- Yahu Temel, ben de on yedi top aldım ama, yedi top arttı!
- Eyi, benum da o kadar artmıştı!

* *

- Yahu Recep, bizum Fadume'nun çok köti bi huyi vardur. Gece dörde kadar uyumayı!
- Temelcuğum, peki o saate kadar ne yapayi?
- Penum eve gelmemi bekliyor!

* *

Karadeniz'de bir köyden geçen bir yabancı arabasıyla bir tavuk ezer. Kaçacaktır ama korkar. Dönüşte gene aynı köyden geçecektir. En iyisi sahibini bulup
parasını vermek. Muhtarı bulur durumu anlatır. Tavuğu verir. Ancak tavuk dümdüz olmuştur. Muhtar köylüleri tek tek çağırır. Tavuğu gösterir. Hiç kimse tavuğa sahip çıkmaz. Muhtar sonucu yabancıya açıklar:
- Bizim köyde yamyassı tavuk yoktur.

* *

Temel Karadenizlinin fırınından bir ekmek alacak. Kafasını fırından içeri uzatır:
- Ha oradan bi ekmek vermeni rica edeyirum!
- Ula parasını verecek misun?
- Elbette vereceğum.
- Haçan parasını vereceksen ne diye rica edeyisun?

* *

İsmet Paşanın oğlu Erdal İnönü, bir seçim mitingi için Rize'ye gider. Kürsüde konuşan ince zayıf uzun boylu İnönü'yü gören Temel sorar:
- Habu konuşan adam da kimdur?
Derler ki: İsmet İnönü'nün oğlu Erdal'dır!
- Uy desene Paşanun çok günahını almışuz. Rahmetli II. Dünya Savaşı yıllarında bizleri çok aç bırakmıştı. Baksanıza ne kadar adaletli davranmuş, kendi uşağını da aç bırakarak ne hale getirmiş!

* *

Temel, karısı Fadime'yi bademcik ameliyatı yaptırmıştı. Hastaneden taburcu edilirken, doktor Temel'e bazı tavsiyelerde bulunur ve son olarak der ki;
- Aslında bu ameliyat gecikmiş, daha çocukken yapılmalıydı.
Temel hemen söze girer:
- O zaman faturayı kayınbabamı gönder de, hasabını o ödesun!

* *

Hoca, minberden cemaate hitaba başlar:
- Ey cemaat-i müslimin, deyince: Arkalardan Temel, cevap verir:
- Efendum! Bağa mi deyisun?

* *

Temel'in vecizesi: "İnsanlara baluklar aynı tehlikeye maruzdurlar. Her ikisi de ağzını açınca başları belaya girer.

* *

Eskimo'nun biri ölünce, Cehennem'e atmışlar. Zebaniler sesini duyamuyınca kapıyı aralamışlar. Eskimo:
- Kapatın şu kapıyı! İçeri soğuk giriyor, üşüyorum. demiş.

* *

Temel ile Dursun denize yüzmeye giderler. Temel boğulur. Savcı gelir araştırma yapmaya ve Dursun'a sorar:
- Olay nasıl oldu.
- Savci bey olay molay yok... Temel bi talup geleceğim dedi ama siz da göriysiniz gelmedi...

* *

Adamın birisi kendisi hakkında kötü sözler söyleyen birine haddini bildirmek için evine gider. Fakat adamı evde bulamaz. Öfkesinden kapıya büyük harflerle "EŞEK" diye yazıp döner.
Bir kaç gün sonra o adamdan şöyle bir yazı alır:
- Bize gelmişsin. Kapıya attığın imzadan anladım.

* *

Her gün Temel sabah erkenden Dursun'un evine gidiyormuş ve "Soğuk çay var mı?" diyormuş. Dursun da "yok" diyormuş. Bu bir kaç gün sürmüş. Dursun bir gün merak edip soğuk çay hazırlamış. Temel gene gelmiş. "Soğuk çay var mı?" demiş. Dursun da var demiş. Temel de "İyi ısıt da içelim" demiş.

* *

Adam doktorun karşısındaki koltuğa oturdu.
- Durum çok kötü doktor bey, bir dakika önce olan herşeyi unutuveriyorum.
- Peki niçin hatırlamaya çalışmıyorsun.
- Neyi?

* *

- Ula Temel, senden polis olmaz. Nasıl kaçırdın elindeki azılı hırsızı!
Sormayın komiser bey. Bir anluk dalgınluğum sebep oldu. Üstünde "girmek yasaktır" tabelası bulunan bi yere girdi, arkasından gidemedum!

* *

Komiser sorar:
- Temel, köpekleri atlatıp, kümesten tavuğu nasıl çaldın?
- Komiserüm, onu söylemem, meslek sırrıdır!
- Ama ben söyletmesini bilirim!
- O da sizin meslek sırrunuzdur!

* *

Komutan sorar:
- Söyle bakalım Temel, cephanelik önünde nöbet tutuyorsun, birden cephanelik infilak etti, ne yaparsın?
- Herkesin duyması için havaya bi el ateş ederum komitanum!

* *

İngilizler ve İskoçlar arasında yıllardır süren bir tartışma vardır. İngilizler her defasında İskoç kahvelerini basıp "Wilsonlar ayağa kalksın" deyip Wilsonları kurşuna dizip arkasından da "Eriksonlar ayağa kalksın" deyip Eriksonları kurşundan geçirirlerdi. Bu olay İskoçların çok moralini bozmaya başlamıştır. Toplanıp bu olaya bir çözüm getirmeye çalışmışlar içlerinden en hakiki İskoç "buldum" diye bağırır. Wilsonlar ayağa kalksın dediklerinde Eriksonlar ayağa kalksın, Eriksonlar ayağa kalksın dediklerinde Wilsonlar ayağa kalksın; böylece onları kandırmış oluruz.

* *

İki Kayseri'li maç sahasının önünde köfte satarken Birisi diğerine şöyle der.
- Ula Ehmet bir bilet al maçı öğren gel, der.
Ehmet gider ve maçı öğrerüp gelir durumu Arkadaşına anlatır:
- 2 direk dikiyler, ortaya bir kabak koyiyler. 21 avanak peşinde koşiyler. 2 direğin arasına girince gool diye bağriyler, birde utanmadan kısa don giyiyler.

* *

Garson Temel'i, lokantanın nıüşterilerinden biri, yanına çağırıp, azarladı:
-- Bana getirdiğin tavuğun bir bacağı diğerinden daha kısa. Bu ne rezalet?
Temel, öfkeyle cevap verdi:
-- Ben sana o tavuğu dans edesin diye değil, yiyesin diye getirdim!..

* *

Bir gün Bismark, harpte yararlılık gösteren bir askere madalya takarken:
-- Asker, yüz altın mı istersin, yoksa bu madalyayı mı?
Asker:
-- Madalyanın kıymeti nedir? der. Bismark:
-- Maddi kıyıııeti aşağı-yukarı üç altın, diye cevap verir.
Asker :
-- Öyleyse 97 altınla madalyayı isterim! der.

* *

Adamın biri otele gelir:
-- Burada bír gece kalmak istiyorum. Fakat oda istemiyorum.
-- Oda istemiyor musunuz?
-- Hayır ben uyur gezerim. Uzun bir koridorunuz varsa, mesele yoktur. Sabaha kadar dolaşır dururum.

* *

Temel gittiği göz doktoruna dert yanıyordu.
-- Ne zaman çay içsem sağ gözüm ağrıyor doktor bey.
Doktor, Temel'ın gözlerini kontrol ettikten sonra anlamlı anlamlı başını salladı ve gülerek cevap verdí:
-- Hımmm. Durunı anlaşıldi. Çay içmeden önce kaşığı bardaktan çikarın. O zaman sağ gözünüz ağrımaz.

* *

Lokantaya giden Temel garsondan bardak istemiş.
Garson da masada ters duran bardakları göstererek:
-- Masada var ya' demiş...
Temel bardağı eline almiş ve biraz inceledikten sonra kaşlarını çatmış ve sítem dolu bir sesle konuşmuş:
-- Onlarín dibi deìik, üstü kapalì demiş...

* *

Din dersi öğretmeni, öğrencilere bütün insanların Adem ve Havva'dan geldiğini söyledi. Bir öğrenci söz aldı:
-- Bu doğru değil.
-- Nasıl yani? dedi öğretmen.
-- Babam bize maymundan geldiğimizi söyledi.
-- Sevgili çocuğum, dedi öğretmen, sizin özel aile tarihiniz bizi hiç ilgilendirmiyor.

* *

Temel uzun zamandır görmediği Cemal'le Îstanbul'da karşılaşır:
-- Uşak, nasılsun pakayum? - Îyiyum.
-- Çocuklarun nasuldur? - Onlar da çok iyidur.
-- Ha karin nasıldur?
Temel böyle sorunca, Cemal'in birden yüzü değişir... Temel arkadaşının karısının geçen yıl öldüğünü hatırlayıp, hemen şöyle der.
- Yani aynı mezarda mi yatayü!

* *

Polise bir ihbar gelir. Temel ile Dursun kaza yapmıştır.
Polis olay yerine geldiğinde görür ki, arabalar sapa sağlam, Temel ile Dursun'un ağzı burnu dağılmış. Polis sorar:
-- Anlat Temel. Olay nasıl oldu?
-- Komserum... Hava sisli olduğundan kafamı pencereden çıkarmış öyle gideydum. Meğersem Tursun da karşidan öyle geleyirmuş...








26 - Sünnet

Temelin çocugu 20 yasina basmis ama hala sünnet olmamis. Komsulari Temel e
sormus :
- Temel hayirdir... Çocugun 20 yasina basti neden halan sunet etirmedin...
Temel de : Banene yahu... Evlenince karusu istedigi kadar kestursun...



27 - Aksam Serinligi

Rus kozmonotu Yuri Gagarin in aya ayak basmasindan sonra yapilan tartismaya
katilan Temel, olaylara küçümser bir havada yaklasmakta ve bu arkadaslarinin
da garibine gitmektedir. Bir ara Temel konusmaya baslar :
- "O da pisey midur, piz yakunda günese gideceguz..."
Sohbete katilanlarin gözleri faltasi gibi açilir ve içlerinden biri :
- "Oraya gidemezsiniz iste!" der, "Çünkü orasi çok sicaktir."
Temel, hiç lafin altinda kalir mi?
- "Piz de gündüz gitmeyeceguz ya, aksam serunlugunda gideceguz..."



28 - Çekirge

Temel Üniversite de profesörmüs ve çekirgeler konusunda bir arastirma
yapiyormus. Prof. Temel in arastirma notlari :
1.gün
- Çekirgenin 1 ayagini kopardigimizda, zipla deyince zipliyor.
2.gün
- Çekirgenin 2 ayagini kopardigimizdazipla deyince zipliyor.
3.gün
- Çekirgenin 3 ayagini kopardigimizda zipla deyince zipliyor.
4.gün
- Çekirgenin 4. ve sonuncu ayagini kopardigimizda kulaklari duymuyor..



29 - Alkis

Bir uçak düsmek üzereymis. Bu yüzden uçagin tabani da dahil olmak üzere her
seyi atmislar. Yalnizca uçagin tavanina tutunan yolcular ve pilot kalmis. Pilot:
"Uçak hala düsüyor, bir yolcunun atlamasi gerekli" demis. Temel: "Ben atlarim
ama sevgili kaptan pilotumuz hariç hepinizden kuvvetli bir alkis bekliyorum..."
deyince bütün yolcular Temel`i alkislamis ve asagi düsmüs.
Sadece Temel ve pilot kurtulmus...



30 - Ben de Oynarim

Temel bir arkadasinin daveti üzerine Izmir e gitmis. Orada arkadasiyla
dolasirken, birde bakmislar ki, birkaç efe zeybek oynuyor. Kendilerine özgu agir
hareketlerle kol vurup diz buken efeleri seyrederlerken, arkadasi Temel e dönüp
sormus :
- Ne güzel oynuyorlar degil mi ?
Temel dudak bükmüs;
- O kadar düsündükten sonra ben de oynarim...

31 - Bu Dolar Sahte

Marketin birine bir turist gelmis, bir seyler almis, kasada ödeme yaparken,
kasiyere cebinden 100$ çikartip vermis. Kasiyer paranin sahte olmasindan
süphelenerek paranin orasina burasina bakmaya baslamis ama bir türlü emin
olamamis. Bakmisböyle olmayacak parayi sirada bekleyen Temel e uzatmis.
"Bir de siz bakar misiniz? Ben anlayamadim..." demis. Temel paranin bir altina
bir üstüne bakmis sonra tezgahin üzerine atmis ve "Bu para sahte" demis.
Herkes sasirmis ve nasil anladinbu kadar çabuk demisler.
Temel de, Çok kolay, bunun üstünde Atatürk resmi yok. demis...



32 - Iki Bardakli Temel

Temel her gece yatarken basucuna 2 tane bardak koyuyormus. Biri su dolu
digeri bos...
1 gece 2 gece derken Temel in oda arkadasi Dursun dayanamayip sormus :
- Ula Temel ne edisin sen her gece her gece bu pardaklarla?..
Temel cevap vermis :
- Aksamlari uyandigimda bazen canim su içmek istii bazen de istemii...



33 - Kasla Göz Arasi

Temel in taksisine Texasli bir adam binmis. Istanbul da dolasirken Akmerkez i
göstererek "Büyük bina, bizim orda bunu 2 günde yaparlar", Galata Kulesi ni
göstererek bizim orda bunu 1,5 günde yaparlar" diye atip tutuyormus.
Sonunda Temel incanina tak etmis ve Süleymaniye Camisini göstererek,
"Allah allah..." demis. Texasli ne oldu diye sorunca, Temel, "Az önce geçtik
ama burada böyle bir cami yoktu... Yine kasla göz arasinda yapmis bizimkiler"
demis...



34 - Otelci Temel

Otelci Temel in kapisini bir gece bir ispanyol asilzedesi çalmis.
- Odaniz var mi?
- Kimsunuz?
- Jose de Santana de Monte Cristo de Santa Cruzo.
- Haa, pu katar usagu alacak yerum yok!..



35 - Sampuan

Temel dus almaya girer, sampuani saçlarina bosaltip ovalamaya baslar.
Sirtini keselemeye gelen annesi sorar :
- Oglum kafani islatmiyacak misin ?..
Temel cevap verir :
- Yok anne bu sampuan kuru saçlar icinmis !..

36 - Reflex

Temel Istanbul da gezerken tam önünde bir genç kiz bisikletten düser.
Bacaklari havaya kalkar, etegi açilir. Temel bu sahneyi büyük bir zevkle
seyrederken genç kiz hemen toparlanir, kalkar ve durumu idare etmek için
sorar:
- Refleksimigördünüz degil mi?
- Uy Istanpul da öyle mi diyorsunuz ona?..



37 - Dogan in Yengesi

Temel ormanda agaç kesiyormus, o sirada çevreciler de ormanda yürüyüse
çikmislar, Temeli bu vaziyette görünce bir güzel pataklamislar...
Temel üstu basi perisan halde köye dönerken Dursun a raslamis, Dursun;
-Ula Temel bu ne hal böyle? diyesormus,
Temel de anlatmis;
- Ormanda agaç keseydum, birden kalabaluk pir grup Dogan in yengesini
bozmisum diye dövdü peni, halbuki ne Dogan i taniyruuum, ne de yengesuni..



38 - Tiryaki

Cemal yolun karsi tarafindaki evinde oturan Temel e seslenir :
- Uy usak,senun davarlarun arasunda sigara ya da narcule tiryakisi var
midur?
Temel saskin bagirir :
- Uy sen delurdin mu, hiç davar tütün içer mu?
- Temel,öyleyse senun ahur yaniyor, kos çabuk...



39 - Agir Roman

Temel bir kitabevine girmis, tezgahtara,
-Bana bir roman lazum...
demis. Tezgahtar sormus,
- Efendim agir mi olsun yoksa hafif mi?
Temel,
- Farketmez, nasul olsa arabam kapinun önünde...



40 - Helikopter

Hayatinda ilk kez helikopter gören Temel yanindaki Dursun a soruyor :
- Ula bu ne öyle?
Dursun cevap veriyor:
- Olsa olsa pin yasunda bi sinektur...



41 - Lisan

Temel ve Dursun kahvenin önünde oturuyorlarmis. Bir turist gelmis ve Temel e
Ingilizce yolu sormus. Temelde ses yok. Turist bu defa Almanca sormus.
Temelde yine ses yok. Turist bu defa Fransizca konusmus. Yine ses yok.
Ispanyolca, yine sesyok. Turist kizmis, bagirip çagirdiktan sonra çekip gitmis.
Bunun üzerine Dursun Temele,
- Bir lisan ögrenmemizin zamani geldi galiba...
demis. Temel ise Dursun a dönerek,
- Bosver, ne gerek var? Adam dünya kadar lisan biliyor ama birderdini
anlatabildi mi?..



42 - Atlar Karisiyor

Temel ile Dursun iki tane at almislar. Fakat devamli karistiriyorlarmis. Hangisi
kimin ati belli degil. O yüzden Temel in aklina parlak bir fikir gelmis ve atin bir
tanesinin kuyrugunu kesmis. Dursun da ona inat o da diger atin kuyrugunu
kesmis. Temel bu sefer atin bir tanesine boya ile isaret koymus. Dursun ona
inat diger atin ayni yerine ayni boya ile isaret koymus.
Temel bakmis böyle olmuyor, Dursuna :
- Dursun bak bu böyle olmayacak. En iyisu beyaz at benimki, siyah at da
seninki olsun...



43 - Asansör

Kapici Temel çalistigi on katli binanin asansörü bozulunca asansörün kapisina
söyle bir yazi asiyor :
"Asansör pozuk, en yakin asansör yüz metre ileride, Veysel Apartimanundadir."



44 - Es Degistirme

Iki laz çiftimiz vardir. Temel ile Fadime, Idris ile Emine...
Temel, Idris e gitmis "Idris, ben es degisme diye bisi duydum, deneyelim mi?"
demis... Idrisin de aklina yatmis, konuyu karilarina da açmislar, onlarin da
onayini alinca bu isi yapacaklari tarihi belirleyerek ayarlamislar... O gun gelmis,
gece olmus, herkes isini bitirmis, Temel cigara yakmis, Idrise dönüp "Idris yaw,
bizim karilar simdi ne yapiyordur acaba?" demis.



45 - Ormanin Güzelligi

Temel ile Dursun ormanda kamp kurmuslar. Bir ara Temel Dursun a seslenmis,
- Dursun su ormanin güzelligine bak...
Dursun söyle bir etrafina bakmis,
- Agaçlardan birsey göremiyorum ki...

46 - Süper

Temel arabayla giderken bakmis benzini bitiyor. Hemen en yakin benzinciye
girmis, pompanin yaninda durmus, arabadan inip benzin deposunu açmis,
baslamis deponun içine isemeye...
Temel in depoya isedigini gören pompaci,
- Ya sen ne yapiyorsun, bu yaptigin normal mi?..
Temel hemen cevap vermis,
- Yooo Süper...



47 - Dönmedolap

Temel ve Fadime lunaparka giderler. Dolasirlarken bir ara Fadime dönmedolaba
binmek ister. Temel karsi cikar, "Olmaz, donun gözükür..." der. Fadime susar.
Az sonra Temel balonlara tüfek atarken Fadime çaktirmadan yanindan ayrilir.
On dakikasonra döndügünde Temel sorar, "Neredeydin?" Fadime kafasini öne
egip, "Dönmedolaba bindim..." der ve bunu duyan Temel acaip sinirlenir. "Ben
sana binme donun gözükür demedim mi?" der. Bunun üzerine Fadime "Dedin
ama gözükmedi... Çikardim oni"...



48 - 1881-1920

Küçük Temel ilkokulda okurken bir sözlü sirasinda ögretmeni sormus :
- Söyle bakalim Temel, 1881 de ne oldu?
- Atatürk dogdu ögretmenim...
- Afferim oglum, peki 1920 de ne oldu?
- Atatürk 39 yasina basti ögretmenim!..



49 - Lezbiyen

Temel bara gitmis. Yanindaki kadinla sohbet etmege çalisirken kadin :
- Bosuna benimle yakinlik kurmaya çalisma, ben lezbiyenim...
demis. Temel lezbiyenin ne demek oldugunu sorunca, kadin :
- Ben yalnizca kadinlarla beraber olurum...
demis. Bu Temel in acaip hosuna gitmis ve söyle demis :
- Pen ta sizin cibu lezbiyenum...



50 - Deniz Bitti

Açik denizde geminin kaptani ölünce Karadenizli diyerek Temel i kaptanliga
getirirler... Bir gün, iki gün derken isler iyi gider, fakat üçüncü gün sabaha karsi
gemi karaya oturunca bütün tayfalar :
- Ne ettin de karaya oturttun gemiyi kaptan?..
diye sorunca, Temel cevap verir :
- Pen pisey etmedum... Denuz pitti...



***********************************************

İlginç Fıkralar


SAKAT ÇOCUK

Karısı hamile olan bir adama işyerinde aniden bir telefon gelmiş:
"Beyefendi, bir bebeğiniz oldu acele hastahaneye geliniz" diye.
Heyecanlanan adam hemen hastahanenin yolunu tutmuş. Doğum bölümüne gştmiş. Kendisini bir hemşire karşılamış. Adam durumu anlatınca hemşire:
"Beyefendi, evet doğru bir çocuğunuz oldu ama malesef sakat doğdu" demiş.
Habere çok üzülen adam:
"Olsun çocuğumu gösterin bana" demiş.
Hemşire:
"Beyefendi, görmeseniz daha iyi olur çünkü çocuğunuz çok ileri derece spastik" demiş.
Adam yinede:
"Olsun o benim evladım, görmek istiyorum" diye diretmiş.
Hemşire:
"Peki öyleyse" deyip spastik çocuklar bölümüne geçmiş. Adamda peşinden gitmiş. İlk bölümde kolsuz çocuklar varmış.
Adam: "Çocuğum burada mı?" diye sormuş.
Hemşire:
"Hayır beyefendi, çocuğunuz ilerideki bölümlerde" diye yanıtlamış.
Bir sonraki bölüme geçmişler. Buradada bacağı olmayan bebekler varmış. Adam yine:
"Çocuğum burada mı hemşire hanım?" diye sormuş.
Hemşire yine:
"Hayır beyefendi, çocuğunuz daha ilerdeki bölümlerde" diye yanıtlamış.
Bir bölüm daha geçmişler buradada hem kolu hem bacağı olmayan çocuklar varmış Adam yine heyecanla:
"Buradamı çocuğum?" demiş. Fakat hemşire yine:
"Hayır beyefendi" diye yanıtlamış. Üzülen adam bir sonraki bölüme geçmiş. Bu bölümde ise sadece kafa olan çocuklar varmış. Adam yine hüzünle:
"Hemşire hanım, artık sanırım burada çocuğum" demiş.
Fakat hemşire:
"Hayır beyefendi, çocuğunuz şimdi gideceğimiz bölümde, fakat isterseniz gitmeyelim çünkü çocuğunuzu görünce çok kötü olabilirsiniz" demiş.
Adam yine ısrarla:
"Hayır, ne olursa olsun o benim çocuğum" demiş. Hemşire "Peki o zaman" deyip bir sonraki bölüme gitmiş. Bu bölümdeki oda bomboşmuş. Sadece odanın ortasında bir masa, masanın üstünde bir kavanoz, kavanozun içindede bir kulak duruyormuş.
Adam hemen:
"Bu mu benim çocuğum?" diye sormuş. Hemşire üzüntüyle: "Evet beyefendi, ama malesef çocuğunuz sağır" demiş.

Mektup


Sevgili oglum Temel,

Senin hızlı okuyamadığını bildiğim için bu mektubu yavaş yavaş
yazıyorum.
Artık, senin büyük şehre gittigin sırada yaşadığımız evde
yaşamıyoruz. Baban bir gazetede, insanların
başına genellikle evlerinin 2 km civarındaki bölgelerde kaza geldigini
okumuş; o yüzden taşındık. Sana yeni adresi
veremiyorum.Çünkü yeni evimizde bizden önce oturan hemşehrilerimiz,
taşınınca adresleri değişmesin diye kapı numarasını söküp götürmüşler.
Bu evde garip bir çamaşIr makinası var. Geçen gün içine 4 gömlek
koydum, çalıştırmak için duvardaki
zinciri çektiğimden beri bir daha o gömlekleri görmedim.

Geçen hafta sadece iki kez yağmur yağdı.İlki 3 gün sürdü; ikincisi
ise dört gün.

Benden istediğin yeleği postaya verdim, ancak halan, o koca düğmelerle
paketin çok ağır olacagını söyledi; o
yüzden dügmeleri kopartıp yeleğin cebine koyduk. Orada bulabilirsin.
Sevgiler,
Annen
(Safinaz)

NOT : Sana biraz da para gönderecektim ama zarfı bir kere yapıştırmış
bulundum.

Müteahhit

Bir gün cennetekilerle cehennemdekiler anlaşmış.Araya köprü inşa edecekler ve karşılıklı geçişler olcak.Anlaşmaya göre köprünün yarısını cennettekiler diğer yarısını cehennemdekiler
inşa edecek.Cehennemdekiler başlamış köprüyü yapmaya.Ama cennettekilerden ses yok.Aradan seneler geçmiş köprü hala yok.Nihayet cehennemdekiler başlamışlar şikayete:
-Ya!Biz ne zaman oldu yaptık.Siz niye hala başlamadınız?
-Ya hiç sorma bizde müteahhit yokki!!!

Tavşan

Bir gün bir tavşan ormanda neşeyle yürüyormuş. Derken karşısına tanımadığı bir hayvan çıkmış. "Nesin sen?" diye sormuş tavşan. .
"Ben katırım. Annem eşşek, babam ise bir attır." demiş. Tavşan "Hmm...hayli enteresan." diyerek yoluna devam etmiş. . Derken yine tanımadığı bir hayvana rastlamış. .
"Peki sen nesin?" .
"Ben bir kurt köpeğiyim. Annem köpek, babam ise kurttur."
Tavşan yine
"Enteresan..."
diyerek ilerlemiş. .
Ancak bu sefer karşısına ne idüğü belirsiz bir hayvan daha çıkmış. .
"Sen de kimsin?"
"Ben bir devekuşuyum."
"Ha****** len..."





İYİLİK MELEĞİ
Adamın işi varmış, Ankara'ya gidiyormuş, tam uçağa binerken kulağında bir ses :
-Binme, bu uçak düşecek!
Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş.
İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış :
-Uçak düştü kurtulan olmadı!
Koşmuş Haydarpaşa'ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses kulağında :
-Binme bu trene, raydan çıkacak!
Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve, sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş :
-Tren Eskişehir'de raydan çıktı şu kadar ölü, şu kadar yaralı...
Allahına şükretmiş, koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses :
-Bu otobüse binme, freni patlayacak!
Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış, bağırmış :
-Sen kimsin yahu?
-Ben senin iyilik meleğinim!
Adam iyice kızmış :
-Ulan evlenirken neredeydin!

ELTİMGİLE GİDİYOM
Yeni ilçe olan bir köye trafik ışıkları yeni konmuş, ışıkların altında bir polis bekliyor ve halkın ışıklara uymasını sağlamaya yani bir çeşit trafik eğitimi vermeye çalışıyormuş.
O sırada, bakmış ki; bir kadın, elinde tuttuğu çocuğuyla, kırmızı yanarken karşıya geçiyor.Hemen seslenmiş :
-Hanım, hanım! Nereye?
Kadın dönüp :
-Vıy! demiş. Sana ne? Eltimgile gidiyom.

Kılcık
Temelle Dursun arlarında konuşurken Temel:
-Ula balık kılciğu yemek adamı daha akıllı yapayiyy
Dursun inanmaz ve Temel:
-Gel sana ispatluyayum der ve beraber Balıkçıya giderler balıkları Temel kılçıkları Dursun yer ve hesabıda Dursun öder sonra Temele Dönerek:
-Ula sen beni kazukladın
Temel gayet sakin:
-Bak gördünmu şimdiden çalışmaya başladi!






DUVAR YAZILARI ve BİLMECELER

NOT: Bize göndermek istediğiniz duvar yazılarını aşağıdaki e-mail adresine göndereblirsiniz.

Rumuz:Selinti
Aşkın mantığa sığmayan apayrı bir mantığı vardır.

Rumuz:Filozof
Hayat biz başka planlar yaparken başımıza gelen şeydir...

Rumuz:Kamyoncu
Soru:Ülkemizdeki demir yatakları yazınız.
Cevap:Karyola,Kanepe divan somya

Rumuz:Zomby
Size deniz anası taklidi yapayım mı?'Deniiiiiz gel yavrum gel annecim...

Rumuz:F@tih CeyCey
Birgün kirpi kaktüsü görmüş oğlum sen mi geldin demiş.

Rumuz:Kıskanç
Herkes biriyle çıkıyo ben ise asansörle!!!!

Rumuz:Külüstür
Ulan şu Neron koskaca Roma'yı yakmış ben şu sobayı bile yakamadım.

Rumuz:Yalnız Kurt
O kadar şişmandı ki resmi bile beş kilo geliyordu.....

Rumuz:Ralici
KIZ ÖĞRENCİ YURDU
Dışarıya kız verilmez!

Rumuz:Romans
Sünnete karşıyım!!! Gençlerin önü kesilmesin!!!

Rumuz:F-U-F-İ
Adam biri o kadar cimriymiş ki acıkmıyayım diye sıçmıyomuşşşşşş!

Rumuz:F-U-F-İ
Soru:İlk bayrağı kim dikmiştir?
Cevap:Terzi


BAŞKA FIKRALAR...

FıKRaLaR

Deve Kuşları (Fıkra no: 040008): Temel Avustralya'ya deve kuşu avlamaya seyahate çıkıyor. Orada malzemelerin hazırlayıp maceraya atılıyor. Bir virajı dönünce bakıyor 15, 20 tane devekuşu. Hemen arabayı durduruyor silahını doğrultuyor. Devekuşları silahı görünce ürkerek kafaları-ını kuma gömüyorlar. yani kendi akıllarınca saklanıyorlar. Temel etrafa bakıyor. ve kendi kendine sinirli sinirli soruyor: - Ulan nereye gitti bu hayvanlar?

Paraşüt (Fıkra no: 040009): Lazlar yeni bir paraşüt icat etmişler: Yere çarpınca açılıyormuş....

Niçinmiş? (Fıkra no: 040010): Karadenizlilere niçin Perşembe günü fıkra anlatılmaz? Cevap: cuma namazında gülmesinler diye ...

Limon kalmadı (Fıkra no: 040011): Karadenizlinin birisi bara girmiş 'barmen bey' demiş,'limonsuz tekila' Barmen: - Beyefendi limonumuz kalmadı kusura bakmayın. portakalsız versek olur mu?

Resepsiyon (Fıkra no: 040012): Temel Londra'da otelin birinin odasında kara kara düşünüyor.' ulan' diyor - Ben aşağıdan içki isterken Laz olduğum anlaşılır mi acaba? Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor.... - Bana bir fvisku,,,,,yok böyle anlarlar - Bana bir raki......'yok' diyor 'böyle de anlarlar' - Bana bir bira....Tamam diyor böyle iyi anlamazlar......Ve aşağıya iniyor Masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor. -Barmen bana bir bira. Barmen Temeli biraz süzdükten sonra soruyor: - Birader sen Laz misin? Temel: - Uuuy nasıl anladın diyor; - Çünkü burası resepsiyon, bar karşıda.

Ormanın güzelliği (Fıkra no: 040013): Temelle Dursun ormanda uyuyorlar bir ara Temel Dursun'a sesleniyor. - Dursun ormanın güzelliğine bak. Dursun: - Ağaçlardan göremiyorum ki.

Kalırsa kalsın (Fıkra no: 040014): İki Karadenizli Karadeniz de cay bahçesinde çalışırlarken nataşalardan birisi kendilerine doğru yaklaşıyor. Bir miktar para karşılığı kendileriyle birlikte olabileceklerini ancak hamile kalmaması için prezervatif kullanmalarının gerektiğini belirtiyorlar. Mesele halloluyor. Olaydan üç gün sonra Temel büyük bir sıkıntı içinde Dursun'a sesleniyor: - Ulan, Dursun! Hamile kalırsa kalsın. Ben artık prezervatifi çıkaracağım.

Müebbet (Fıkra no: 040015): Zamanın en büyük Mayfa babası Çok ağır bir suçtan yargılanmaktadır ve idamı istenmektedir. Jüri üyelerinin içinde Temel de vardır. Mafyanın adamları mahkemeden önce Temeli bir kenara çekerler ve şöyle derler: - Temel ne yap et Babanın idam kaparini müebbet'e çevir yoksa bu senin sonun olur derler!!! Temel'in içine korku düşmüştür: Acep ne yapsam da bu adamı kurtarsam" diye düşünür. Dava baslar günlerce devam eder ve nihayet Jüry üyeleri karar vermek üzere odalarına geçerler. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra jüry geri gelir ve kaparini okur: - Müebbet hapis derler. Bunu duyan Babanın adamları ne yapacaklarını şaşırırlar doğru Temel'e gidip: -Af ferim sana Temel simdi gözümüze girdin derler. Ehh be Temel iyi güzel de bu isi nasıl basardın diye sorarlar. Temel: - Sormayın bre uşaklar der millet Beraat Beraat diye tutturdu Muebbete çevirmek kadar aklan karayı seçtim der.

Sünnet (Fıkra no: 040016): Temelin çocuğu 20 yaşına basmış halan sünnet olmamış komşuları sormuş: - Temel hayırdır çocuğun 20 yaşına bastı neden halan sünnet ettirmedin diye. Temel de: - Banane yahu demiş evlenince karusu istediği kadar kestursun demiş.

Dört tane (Fıkra no: 040017): Tursun sormuş Temel'e: - Ula Temel Sen kaç dua biliyorsun; Temel: - Dört adet dua pileyrum demiş. Tursun: - Hangilerini pileysun demiş. Temel: - Üç ihlas bir Elham'i pileyrum daaa!!!

Kesilmek (Fıkra no: 040018): Temel ile Dursun Karadeniz sahilinde oturuyorlarmış temel dulsuna demiş ki gel beraber Amerika'ya yüzelim... İki kafadar karadenizden başlamışlar yüzmeye fıkra ya Amerika yaklaşmışlar özgürlük anıtını görmüşler tam bu sırada bizim Temel: Dursun ben kesildum geri doneyrum demiş.

Korsan Temel (Fıkra no: 040019): Temel'in her konuda yarıştığı bir arkadaşı varmış ve bu arkadaşı bir gün uçak kaçırmış. Temel, arkadaşının bu hamlesinin altında kalmamak için gitmiş Karaköy-Galatasaray arasında çalışan nostaljik tramvayı kaçırmış. Not: Bu fıkrayı anlayabilmek için söz konusu tramvaya binmek gerekir. istanbul dışındaysanız ve bu tramvayı bilmiyorsanız ve de anlamak istiyorsanız istanbul'a gelmeniz gerekiyor.

Müdür (Fıkra no: 040004): Temel sinemanın birinde müdür olmuş. Bir seyirci gelmiş, - Sigara içebilir miyim? - Hayır, demiş Temel. - Ama herkes içiyor. - Onlar sormatilerci.

Piyango bileti (Fıkra no: 040005): Cemal iki tane piyango bileti almış. Temel karşı çıkmış, - Manyak Cemal, Niye ici tane altun? Puyuk ikramiye pi tane.

Maç (Fıkra no: 040006): İki Karadeniz takımı: Ordusporla Sinop maç yapıyorlarmış. O esnada stadın yanından bir tren geçiyormuş. Sinoplular trenin düdüğünü hakemin bitiş düdüğü zannetmişler. Ve sahayı terk etmişler. Kalan 85 dakikada Orduspor da gol atamayınca maç 0-0 berabere bitmiş.

Mezarlık (Fıkra no: 040007): Dört kişilik bir eğitim uçağı karadenizde mezarlığa düşmüş...... Lazlar 80 ceset çıkarmışlar ve olu sayısının artmasından korkuyorlarmış

Milat (Fıkra no: 040001): Küçük Temel'e sormuşlar: - 1881'de ne oldi? - Atatürk toğdi. - Peci, 1884'te ne oldi? - Atatürk üç yaşina bastı, demiş bizim Küçük Temel.

Kim o? (Fıkra no: 040002): Temel ile Dursun, NASA tarafından araştırmalar yapmak üzere aya gönderilmiş. Aya indiklerinde Dursun Temel'e "Temel, sen mekikte kal, ben biraz ayda dolaşıp etrafı kontrol edeyim" demiş ve dışarı çıkmış. Yarım saatlik bir uzay yürüyüşünün ardından geri gelmiş. Bakmış uzay mekiğinin kapısı kapalı. Başlamış kapıyı çalmaya. Temel içerden bağırmış "Kim oooo?"

Akıllanma (Fıkra no: 040003): Temel on sekizlik oğlunu evlendiriyor. Çok erken değil mi diye soranlara, - Simdi evlensin, sonra akli paşina celir, o zaman da evlentiremem, diyor.


Fıkralarımız http://www.fikralar.com sitesinin arşivindendir... Bu müthiş fıkraların devamı için bir de bize arşiv olmayı başarmış bu güzel siteye uğramanızı tavsiye ederim...


ismim@benimadresim.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın